Eskişehir ve Heykelpark

heykelpark

Sömestre Tatili’nde bir hafta sonumuzu Eskişehir’e ayırarak yola çıktık.

TEM Adapazarı sapağından Bilecik, Bozüyük üzerinden Eskişehir-Kütahya yolu üstünde Musaözü Göleti yanında bulunan Heykelpark’a ulaştık. (HEYKELPARK, Musaözü Göleti Kütahya Yolu 15.km Eskişehir   Şamil Özcan 0534 464 63 00)

25.000 dönüm arazi üzerinde Sulama Göleti çevresi yaz-kış mesire ve dinlenme alanı olarak kullanılmakta. Gölüm çevresinde ise keyif veren yürüyüş parkurlarında turlama müthiş keyifli. Özellikle kışın veya baharda gittiğinizde sessizlik, orman ve gölün değişen renkleri oldukça etkileyicidir.

Akşamları dışarıda kar yağarken şömine başında yemek esnasında şansınız canlı müzik sürprizleri yaşayabilirsiniz.

Tesisin bodrumu ise Sanat Atölyeleri haline getirilmiş, ahşap ve müzik aletleri imalatı da yapılmakta.

Enstrümanları yapan usta arada “test” niyetine hem çalıp hem söylüyor ki oldukça keyif verici…

Tesis içerisinde beslenen evcil hayvanlarla ( Kangal Köpekleri, Kediler, Keçiler, Kümes Hayvanları) oynamak, vakit geçirmek mümkün olup yürüyüşlerde göldeki kuş ve diğer canlıları gözlemlemek, karda yürüyüş yaparken gece su içmeye gelen yaban hayvanları (Geyik, tavşan, tilki, yaban domuzu,vb) izlerini yorumlamaya çalışmak müthiş eğlendirici…

Heykelpark 3-4 yıl öncesine kadar virane halde bulunan bir tesis iken Şamil ve ailesinin desteğiyle çok amaçlı, çok kullanımlı bir tesisi haline gelmiş.

Gün içerisinde Eskişehir’e tur yapmak (20 km) mümkün olup gün içerisinde yapılabilecekler

Eskişehir Hakkında Bilgiler:
    Milattan önce bin yılında Porsuk Nehri kıyılarında Frigyalılar tarafından kurulan Eskişehir Türkiye'nin en önemli yol kavşaklarından birisidir. Yunus Emre, Nasrettin Hoca gibi tarihi kişileri, Lületaşı ve çeşitli hastalıklara iyi gelen sıcak su kaplıcaları ile ünlüdür. Eskişehir kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, mutfağı ve alışveriş olanakları ile önemli bir turizm çekim merkezi olmayı hedeflemektedir.

Yöresel Yemekler:
Çiğbörek(Çibörek-Şırbörek) : Kırım tatarlarına özgü olan yemeklerin başında gelmektedir. Un, su, tuz karıştırılarak hazırlanan hamurun içerisine, soğan, baharat ve kıyma ile hazırlanan iç konulup kızgın yağda kızartılır.

Met Helvası : İsmini, met(çubuk) ve aşık kemiği ile birlikte oynanan bir sokak oyunundan almıştır. Met Helvası, met oyunu sonucunda yenilen tarafın uzun kış gecelerinde helva çekmesiyle oluşan bir geleneğin ürünüdür. Özel karışımlı bir hamurun şekerle birlikte lifli hale dönüştürülmesi ile oluşur.

Toğga Çorbası: Et suyu ile pirinç kaynatılır. Yumuşayınca ayrı bir kapta un, yumurta ve yoğurt suyla ezilerek çorbaya katılır. Kaynayınca tereyağ, kımızı biber ve nane kızdırılarak dökülür.

Miyane Çorbası : Tereyağında un hafif kavrularak yapılır. 4 bardak tavuk suyu, bu una yavaş yavaş eklenir. Karıştırılarak kaynatılır.

Tutmaç : Yeşil mercimek suda iyice haşlanır. Üzerine 4 bardak su veya et suyu ilave edilerek kaynatılır. Kaynamakta olan mercimeğe iki su bardağı erişte ilave edilerek pişirilir, kabarmaya bırakılır. tereyağ eritilir ve yemeğe dökülür. İki diş sarmısak katılıp üzerine yoğurt ilave edilip karıştırılarak servis yapılır.

Bamya Çorbası : Bamyalar , bir tutam tuz atılıp yarım saat haşlanır. Kuşbaşından küçük doğranmış etlerde ayrı bir kapta haşlanır soğan yağda pembeleştirilir. Sulandırılmış salça ilave edilir, 1 taşım kaynatılıp et suyu dökülür kaynamaya başlayınca limon suyu dökülür. Haşlanmış bamya ve etlerde dökülür, yarım saat pişirilir. Servise hazırlanır.

Harşıl : Ispanak yıkanıp süzülür ve haşlanır, haşlanmış ıspanak püre haline getirilir, yoğurt ince kıyılmış taze soğan ve tuz ilave edilerek karıştırılır, bu karışım ıspanakla karıştırıldıktan sonra haşlanmış iki adet yumurta ile süslenip servise sunulur.

Kelem Dolması : Lahanalar bir tencerede tuzlu suda erimeyecek şekilde haşlanır suyu süzülüp sıkılır, halinde kesilir. Ayrı bir kapta soğan rendelenir. Kıyma, bulgur, salça, tuz, karabiber ile bir avuç su katılarak içi yoğrulup hazırlanır. Hazırlanan iç, lahanalara döndürerek sarılır.

Çerkes Sofrası : Süt ve su bir tencereye konularak tuz ilave edilip kaynatılır, kaynar suyun içerisinde mısır unu ilave edilerek pişirilir. Karışım sertçe bir hamur haline gelinceye kadar pişirildikten ortası kaşıkla oyulduktan sonra içerisine tereyağı konulur, etrafına çerkes peyniri dizilir ve ayrı bir tabak içerisinde önceden hazırlanan çerkez tavuğu ile birlikte sıcak olarak servise sunulur.

Arabaşı : Una su ve tuz katılarak bulamaç halinde pişirilir. Tepsiye dökülüp, dondurulur. Küçük küçük kesilir, tepsinin ortası açılır. Bir tas içinde tavuk suyuna limon ve acı biber konur. Yerken hamur, tavuk suyu ile beraber çiğnenmeden yutulur.

Mercimekli Bulgur Pilavı : Soğan ince doğranıp tereyağında pembeleştirilir. Salça ve domates rendesi de eklenir. Et suyu konur. 1 ölçü su, 1 ölçü bulgur göz önünde bulundurularak, su kaynayınca bulguru atılır. Tuz, karabiber konur. İnmesine yakın içine haşlanmış mercimek, bir su bardağı ölçüsünde eklenir.

Düğün Pilavı : 1 ölçü pirinç tuzlu sıcak su ile haşlanır, bekletilir. Öte yandan tavuk yada kuşbaşı et haşlanır, pişirilir. 1 avuç nohut haşlanır, hazırlanır, Pirinçler bol suyla yıkanır. Tencerede tereyağ eritilir, yağ kızınca pirinçler içine atılır, kavrulur. Sonuna doğru nohutlar, en son etler yağda kavrulur. Pirinçler parlayınca 1 ölçü pirince 2 ölçü su ölçüsünde et suyu konur. Tuz, karabiber, türlübahar konur. Hafif ateşte demlendirilir.

Haşhaşlı Gözleme : Kavrulmuş, çekilmiş haşhaş sıvı yağla inceltilir. İçine biraz tuz konur. Hazırlanmış hamurdan elma büyüklüğünde bezeler yapılır. Oklavayla açılmış hamurun üzerine hazırlanan haşhaş sürülür. Bir kenarından başlayarak ve aralara da haşhaşlı karışım sürülerek 3-4 kat olarak katlanır. Böylece bir gözleme elde edilir. Toprak saçta, meşe odunuyla, yağlayarak, orta ateşte yavaş yavaş pişirilir.

Mercimekli Mantı : Yufka açılır. Kareler şeklinde kesilir. İçine haşlanmış mercimek, tuz, karabiber karışımı konur. Her kare ayrı ayrı mantı biçiminde kapatıldıktan sonra yağlanmış tepsiye dizilir. Ocağın üzerinde çevire çevire altı kızartılır. Sonra üzerine kaynayan su konup pişirilir. Sarmısaklı yoğurtla servis yapılır. Üzerine yağ gezdirilir.

Boza: Sarı mısırın suyla kaynatılarak mayalandırılması daha sonra soğutularak süzülüp şekerle karıştırılarak birkaç gün bekletilmesiyle oluşan içecektir. 1955 yılında özel karışımlı bozalarına Kara Kedi Bozacısı adıyla patent alan firmanın merkezi köprübaşı caddesindedir. Çevre illerden bile boza almak isteyenler görülür.

Göbete : İlk önce un maya kullanılmadan yoğurt ve margarinle yoğrulur. Elde edilen hamur ikiye ayrılır. Hamurun yarısı açılarak tepsiye yerleştirilir. Daha önceden hazırlanan iç malzeme, kavrulmuş kıyma, karabiber ve haşlanmış pirinç hamurun üzerine sürülür. Hamurun öteki yarısı ise iç malzemenin üzerine serilir. Hamurun kenarları birleştirilir. Üzerine yumurta sarısı sürülür. Hamur baklava dilimleri haline geldikten sonra tepsi içerisinde fırında pişirilir.

Acı-gıcı: Acı- gıcı denilen ısırganotu otun uzun yapraklarından yapılır. Dolma içi gibi bulgur, kavurma, tuz, baharat atılıp hazırlanan iç, yaprak sarar gibi sarılıp tencereye yerleştirilerek pişirilir.
Yazarın Notu: Eskişehir+Heykelpark bir haftasonunu hakediyor.
Düzgün Arslan
Eskişehir hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.


Daha Büyük Google Haritada Görüntülemek için Tıklayınız

Etiketler: ,